TASAVVUF ALİMLERİ
E-OKUL
Görsel Ders Anlatım Videoları
Flim And Music Videos
sayaç
| Bugün | 201 |
| Dün | 203 |
| Hafta | 404 |
| Ay | 4228 |
| Tümü | 169785 |
| (C) Fliesenstadt | |
RSS
| QUANTUM TEORİSİ |
| Administrator tarafından yazıldı. |
|
Yüzyılımızın başında ortaya atılan iki teori, fizik ve felsefe dünyamızı çok derinden etkiledi. Bunlar kuantum ve rölativite teorileriydi. Rölativite, tek başına kendi yolunda yürüyen bir adamın ürünüyken, kuantum teorisi birçok kişinin katkılarıyla oluşmuştu: Planck, Einstein, Bohr, De Broglie, Schroedinger, Heisenberg, Dirac ve Paui gibi... Ve her birine bu katkılarından dolayı Nobel ödülü verilmişti. Burada araya girerek yazıda geçecek ve okuyucuların yabancı olduğu bazı fiziksel tabirlere kısa bir açıklama getirelim: Her şey Max Planck (1858-1947)’in 1900’de Kara Cisim radyasyonu üzerine çalışırken ışığın “kuantum” dediği enerji paketçiklerinden oluştuğunu bulmasıyla başladı. Bulduğu formül, ışık enerjisinin dalga paketleri halinde aktarıldığını ifade ediyordu. Planck’ın yetkin örnek olarak aldığı Kara Cisim üzerindeki kuramsal çalışması 1900’de yayımlandı. Çalışmanın dayandığı temel düşünce şuydu : Madde, çeşitli frekansları paketler halinde bulunduran ve bu frekansları yayan bir kaynaktı. Gerçi bu düşüncenin yürürlükteki kurama ters düşen yanı yoktu : Ne var ki, Planck aynı zamanda madde dediğimiz kaynaktan çıkan frekansların sürekli değil de paketçikler şeklinde salındığı görüşünü ileri sürdü. Klasik fizik ise, enerjinin paketler şeklinde değil de sürekli bir akıntı (su dalgası gibi) olduğunu düşünüyordu. Radyasyonun tanecik görünümünün daha basit bir örneği foto elektrik olayıdır. Einstein 1905 yılında yayımladığı makalelerinden birinde bu konuyu açıklıyordu. Fotoelektrik olayını basit olarak şöyle izah edebiliriz: Metal bir yüzeye düşürülen ışık, yüzeyden elektron koparır. Koparılan elektron, devrede bir akım meydana getirir. Fizikçiler, bu elektronun hızının şiddetinden bağımsız olmasını anlayamıyorlardı. Kopan elektronun hızı, ışığın rengine yani dalga boyuna bağlı olmalıydı. Einstein, ışığın aslında dalga olmayıp fotonlardan, yani kuantum paketçiklerinden oluştuğunu öne sürerek sonuca açıklama getirdi. Buna göre metal yüzeyden kopan elektronun hızı, kuantum paketçiğinin enerjisine veya frekansına bağlıdır. Işığın şiddetini artırmak, sadece kuantum paketçiklerini artırmak anlamına geliyordu. Dolayısıyla, ışığın şiddetini artırmak, yüzeyden koparılan elektron miktarını çoğaltır fakat, elektronun yüzeyden ayrılma hızına etki edemezdi. Böylece Einstein, ışığın bir dalga olmayıp, parçacıklar (fotonlar) topluluğu olması gerektiğini öne sürdü. Newton zamanından beri girişim ve kırınım deneyleri, ışığın dalga karakterinde olması gerektiğini söylüyordu.Işığın, parçacık yapısında yani enerji paketçikleri (kuantumlar) cinsinden olaylar henüz açıklanamamıştı. Görünürdeki bu çelişki, dalga-parçacık ikilemi olarak bilinir. Modern yoruma göre her iki karakter de doğrudur: Işık bazı olaylarda dalga, bazı olaylarda da parçacık gibi davranır. Ama iki karakteri de aynı anda gösteremez. Bohr teorisinin varsayımları şunlardır: Bohr’un teorisi, hidrojen atomunda ve hidrojene benzeyen bir kez iyonlaşmış iyon ile iki kez iyonlaşmış lityum gibi iyonlarda başarıyla uygulandı. Bununla birlikte, teori daha karmaşık atomların ve iyonların spektrumlarını doğru olarak tanımlayamazdı. Atomik sistemlerin yeni mekaniğine doğru ilk cesur adım, 1923 yılında Louis Victor De Broglie tarafından atıldı. De Broglie, doktora tezinde, fotonların dalga ve tanecik özelliklerine sahip olmalarından dolayı, belki bütün madde biçimlerinin tanecik özellikleri olduğu kadar, dalga özelliklerine de sahip olacakları tezini ileri sürdü. O zaman için hiçbir deneysel doğrulanması olmayan bu öneri, oldukça büyük, devrimci bir düşünce idi. De Broglie’ye göre elektronlar, hem tanecik hem dalga olarak ikili bir doğaya sahiptirler. Her elektrona, ona uzayda yol gösteren veya “yörünge çizen” bir dalga eşlik ediyordu. De Broglie bu savı ile 1929 yılında Nobel ödülü aldı. Schrödinger, 1926 yılında “Schrödinger Dalga Denklemi” olarak izah ettiği elektron dalgalarını eski fizikçilerin aşina olduğu su ve ses dalgalarının denklemleri gibi matematiksel bir denklemle ifade etti. Bu nedenle Schrödinger’in dalga mekaniği, Max Planck ve de Broglie gibi fizikçiler tarafından hüsn-ü kabul gördü. Schrödinger, Kuantumun dışladığı neden-sonuç bağını dalga denklemi yardımıyla ortadan güya kaldırıyordu. Ona göre elektronların bir durumdan bir başka duruma ani değişimlerinin sebebini. Elektron geçişlerini bir keman telinin titreşimleri gibi, bir notadan diğerine geçiş olarak yorumladı. Paul Adrian Maurica Dirac (1902-1984),1926’ da özel rölativite kavramlarından yararlanarak. Schröndinger dalga denklemini değişik biçimde ortaya koydu. Dirac’ın fiziğe ikinci önemli katkısı, 1928’de özel rölativite teorisini kuantum mekaniği ile uyuşturması olmuştur. 1927’de , Werner Heisenberg (1901-1976) ilk kez bir parçacığın konumunu ve momentumunu aynı anda son derece doğrulukla belirlemenin olanaksız olacağını öne sürdü. Bu demektir ki, bir parçacığın tam konumunu ve tam momentumunu aynı anda ölçmek fiziksel olarak olanaksızdır. Fizikçi Nick Herbert, dünyayı “sadece baktığımız zaman madde görüntüsü veren, aslında durmaksızın akan bir dalga çorbası” olarak ifade etmektedir. Midas’ın dokunduğu her şeyi altın yapan elleri gibi... John Wheler “ Bizler sadece gözlemci değiliz, olanları anlatma hakkımız olduğu gibi, oluşturan da yine bizleriz.” der. Ve “ Olanlarla olacakları bizler gözlem aletlerimizle belirlemekteyiz” diyen Bohr’a hak verir. Kuantum fiziğinin felsefe ve teknoloji hayatımıza katmış olduğu farklılıkları da gelecek yazımızda irdeleyeceğiz... |
GÜNCEL MAKALELER
Kaliteli uykunun sırları
Yeme içme kadar gerekli olan uyku, ortamınsıcaklığından, odanın karanlık olmasına kadar pek çok faktörden etkileniyor. İşte işin uzmanından kaliteli uykunun sırları...
Administrator 15 Ağu 2011 Tıklama:193 Şifalı Bitkiler
Her virüse deva ilaç
Soğuk algınlığından AIDS’e hemen her tür virüsü yok edebilecek bir ilaç geliştirildi.
Administrator 12 Ağu 2011 Tıklama:244 Şifalı Bitkiler
Gıdalardaki gizli tehlike: Aflatoksin
Gözle görülmiyor, karaciğer, böbrek, beyin, sinir sistemi, kan dolaşımı, akciğer ve sindirim sisteminde tahribata yol açıyor!
Administrator 12 Ağu 2011 Tıklama:120 Şifalı Bitkiler
Hastanın kendi hücre…
Amerikalı doktorlar, 3 lösemi hastasında, hastalardan aldıkları hücrelerin genetiğini değiştirerek, kanseri yenmeyi başardı.
Yaşamak için tuzu az…
Bilim insanları, gıdalardaki tuz oranının yüzde 15 azaltılması durumunda gelecek on yıl içinde sekiz milyondan fazla hayatın kurtarılabileceğini açıkladı.
Besinleri güvenle tü…
Hijyen kurallarına uyulmadan hazırlanan ve uygun sıcaklıkta saklanmayan besinler, sıcak ve nemli havayla birleşince hastalık yapan bakterilerin üremesine elverişli hale geliyor.
Çikolota Libidoyu Yü…
Seks hayatınız monoton veya eskisi kadar canlı değil mi? Bu monotonluktan kurtulmak için siz de yiyeceklerden yardım almaya ne dersiniz? İşte, size cinsel gücü artıracak ve libidonuzu yükseltecek besin…
Baş ağrısına yol aça…
Baş ağrısı çeken insanların birçoğu önce ağrı kesicilerle bunu geçiştirir. Devam eden ağrılarda ise herkesin korkusu beyin tümörü olduğu yönündedir. Oysa korkulanın aksine baş ağrılarının sadece yüzde 1'i beyinde oluşan…
Altın Çilek Hakkında…
Son zamanlarda özellikle zayıflamak isteyenlerin odağı haline gelen “altın çilek” ile ilgili açıklama yapan Türk Eczacılar Birliği (TEB), altın çileğin etkisi ile ilgili yeterli bir çalışma yapılmadığını,…
Kilolarınızdan Kurtu…
Bazı besinler, metabolizmanın hızlanmasını sağlıyor ve yağ yakımını destekliyor. Kilo probleminiz varsa, Diyetisyen Funda Tuzgöl’ün önerilerini uygulayacak olursanız vücut yağ dengeniz düzelecek ve böylece fazla kilolarınızdan kurtulmuş…
10 Adımda Sağlıklı B…
Güzel bir cilde, güçlü saç ve tırnaklara sahip olmak istiyorsanız sağlıklı beslenmeye özen göstermeniz şart! Nasıl mı? İşte Diyetisyen Aysen Arıcan’dan öneriler…
Uykusuzluğa Karşı Vi…
Uykusuzluk, günümüzde yaşanan en önemli sıkıntılardan biridir. Yoğun çalışma günleri, stres, düzensiz yaşam uyku düzenimizi bozan en önemli etmenlerdir. Bu etmenleri ortadan kaldıramıyorsanız daha kaliteli bir uyku…