sayaç

Bugün133
Dün160
Hafta1517
Ay3763
Tümü169320

(C) Fliesenstadt

RSS



AHMED YESEVİ ‘nin "HİKMETLER-3
Administrator tarafından yazıldı.   

7.
HİKMET

Kul huva’llâh sübhâna’llâh’ı vird eylesem,
Bir ve Var’ım didarını görür müyüm?
Baştan ayağa hasretinde dert eylesem,
Bir ve Var’ım, didarını görür müyüm?

Elli birde çöller gezip otlar yedim;
Dağlara çıkıp, tâat kılıp gözümü oydum;
Didarını göremedim, candan doydum;
Bir ve Var’ım, didarını görür müyüm?

Elli iki yaşta geçtim evden barktan;
Evim barkım ne ola ki belki candan;
Baştan geçtim, candan geçtim,hem imandan;
Bir ve Var’ım, didarını görür müyüm?

Elli üçte vahdet şarabı nasip kıldı;
Yoldan azan şaşkın idim,yola saldı;
“Allah!” dedim,”Lebbeyk!” deyip elimden tuttu;
Bir ve Var’ım, didarını görür müyüm?

Elli dörtte vücudumu nalân kıldım;
Marifetin meydanında cevlan kıldım;
İsmâil gibi aziz canımı kurban kıldım;
Bir ve Var’ım, didarını görür müyüm?

Elli beşte didar için dilenci oldum;
Kavruldum,yandım,kül gibi yokluğa erdim;
Allah’a  hamd olsun,didar izleyip tamamladım;
Bir ve Var’ım, didarını görür müyüm?

Elli altı yaşa erdi dertli başım;
Tevbe kıldım,akar mı ki gözde yaşım;
Erenlerden pay almadan içim dışım;
Bir ve Var’ım, didarını görür müyüm?

Elli yedi yaşta ömrüm yel gibi geçti;
Eya dostlar, amelsizim, başım karıştı;
Allah’a hamd olsun,pîr-i muğan elimden tuttu;
Bir ve Var’ım, didarını görür müyüm?

Elli sekiz yaşa girdim,habersizim;
Nefsimi alt-üst eyle, kahhar Rabb’im;
Himmet versen,şom nefsime teber vurayım;
Bir ve Var’ım, didarını görür müyüm?

Elli dokuz yaşa yettim,dâd u feryad;
Can verende cananımı kılmadım yâd;
Ne yüz ile sana diyem, kıl sen âzıd;
Bir ve Var’ım, didarını görür müyüm?

Göz yumup tâ açınca erişti altmış;
Bel bağlayıp kılmadım ben iyi bir iş;
Gece gündüz gamsız gezdim, hem yaz hem kış;
Bir ve Var’ım, didarını görür müyüm?

Altmış birde utanmışım ilâhımdan;
Eya dostlar, çok korkarım günahımdan;
Candan geçip penah dileyim Allah’ımdan;
Bir ve Var’ım, didarını görür müyüm?

Altmış iki yaşta Allah ışık saldı;
Baştan ayağı gafletlerden kurtarıverdi;
Can ve gönlüm, akıl ve idrâkim “Allah!” dedi;
Bir ve Var’ım, didarını görür müyüm?

Altmış üçte nida geldi:Kul yere gir;
Hem canınım, cananınım,canını ver;
Hû kılıcını ele alıp nefsini kır!
Bir ve Var’ım, didarını görür müyüm?

Kul Hâce Ahmed, nefsi teptim,nefsi teptim;
Ondan sonra cananımı arayıp buldum;
Ölmeden önce can vermenin derdini çektim;
Bir ve Var’ım, didarını görür müyüm?

8.
HİKMET

Vah ne yazık,ne yapacağım gariplikte?
Gariplikte gurbat içinde kaldım işte.
Horasan’ı, Şam’ı,Irak’ı niyet kılıp
Garipliğin çok kadrini bildim işte.

Neler gelse,görmek gerek o Hüda’dan;
Yûsuf’unu ayırdılar o Ken’ân’dan;
Doğduğum yer o mübarek Türkistan’dan;
Bağrıma taşlar vurup geldim işte.

Gurbet değdi Mustafa gibi erenlere,
Otuz üç bin sahabe ve yâranlara,
Ebû Bekir, Ömer, Osman, Murtaza’ya,
Gurbet değdi onlara hem, dedim işte.

Gurbet değse,pişkin kılar çok hamları
Bilgili kılar,seçkin kılar çok âmları,
Keçe giyer,bulsa yiyer taamları;
Onun için Türkistan’a geldim işte.

Gariplıkte yüz yıl dursa, yine mihman;
Tahtı, bahtı, bostanları yine zindan;
Gariplikte kul oldu o Mahmut Sultan;
Ey yârenler, gurbet içinde yandım işte.

Gariplikte Arslan Baba’m arayıp buldu;
Gördüğü sırları perde ile sarıp örttü;
“Allah’a hamd olsun,gördüm.”dedi, izimi öptü;
Bu sırları görüp hayran kaldım işte.

Arzuluyum akrabalık vileyete,
Büyük babam ravzaları Ak Türbet’e,
Babamın ruhu saldı beni bu gurbete;
Bilmem ki ben nasıl taksir kıldım işte.

Kul Hâce Ahmet, söylediği Hakk’ın yâdı;
İşitmeyen dostlarına kalsın öğüdü;
Gurbet çekipöz şehrine dönüp geldi;
Türkistan’da mezar olup kaldım işte.

9.
HİKMET

Gönül gözünü parlatmadan tâat kılınsa,
Dergâhında makbul olmaz,bildim işte.
Hakikatten bu sözleri iyice öğrenip
Lâ-mekânda Hak’tan dersler aldım işte.

Bir ve Var’ım dersler verdi perde açıp;
Yer ve gökte duramadı şeytan kaçıp;
İşret kılıp,vahdet şarabından doyasıya içip;
Lâ-mekânda Hak’tan dersler aldım işte.

Aşk makamı türlü makam, aklın yetmez;
Baştan başa zorluk, cefa, mihneti gitmez;
Melâmetler, ihanetler kılısa,geçmez;
Lâ-mekânda Hak’tan dersler aldım işte.

Aşk belâsı başa düşse, nalân kılar;
Aklını alıp, şaşkın kılıp, hayran kılar;
Gönül gözü açılınca giryan kılar;
Lâ-mekânda Hak’tan dersler aldım işte.

Seher vakti ağlar idim, nida geldi;
“Didarımı göstereyim.” Diye vâde kıldı;
Aklımı alıp, şaşkın kılıp aşkını saldı;
Lâ-mekânda Hak’tan dersler aldım işte.

Burada cefa çekenlere didarı taht;
Mahşer günü bağışlar hem taht, hem baht;
Yarattığında âşıka kendisi kıldı ahd;
Lâ-mekânda Hak’tan dersler aldım işte.

Çöller gezip, halktan bezip aşkı sor sen;
Kulu olsan, Hak’tan korkup ağlayıp yürü sen;
Didarını ister isen, hazır ol sen;
Lâ-mekânda Hak’tan dersler aldım işte.

Gözlerimden kanlar döküp yâd etmedim;
Yüz bin türlü mihnet verdi, dâd etmedim;
Senden korkup hasta gönlümü şâd etmedim;
 Lâ-mekânda Hak’tan dersler aldım işte.

Allah derdi satılmaz ki satın alsan;
Pîr-i muğan hizmetinde toprak olmasan;
Hak yoluna giremezsin, pâk olmasan;
Lâ-mekânda Hak’tan dersler aldım işte.

Ey yâranlar, aşk derdine çâre olmaz;
Diri oldukça aşk defteri tamamlanmaz;
Dar lahidde kemikleri ayrılmaz;
Lâ-mekânda Hak’tan dersler aldım işte.

Aşk padişah,âşık fakir,nefes alamaz;
Hak’tan izin olmayınca konuşamaz;
Hak öğüdünü alan dünya peşinde koşmaz;
Lâ-mekânda Hak’tan dersler aldım işte.

Kul Hâce Ahmed,yedi yaşta dersler aldım;
Sekizimde dünyayı da,ahireti de terk eyledim;
Dokuzumda ben Hüda’mı hazır bildim;
Lâ-mekânda Hak’tan dersler aldım işte.

10.
HİKMET

Kadir rabb’im kudret ile nazar kıldı;
Mutlu olup yer altına girdim işte.
Garip kulun bu dünyadan göçüp gitti;
Mahrem olup yer altına girdim işte.

Zâkir olup,şâkir olup Hakk’ı buldum;
Dünya,ahret haram kılıp ezip teptim;
Divane olup,rüsva olup candan geçtim;
Gamsız olup yer altına girdim işte.

Şomluğumdan dağlar,taşlar söğdü beni;
Açık dille söğüp dedi:Fi’lin hani?
Âşık olsan, önce varıp Hakk’ı tanı!
Merhem olup yer altına girdim işte.

Sizi, bizi Hak yarattı tâat için;
Ey acayip, içmek, yemek, rahat için;
“Kalû belâ” dedi ruhum mihnet için;
Ethem olup yer altına girdim işte.

Nefsim beni çok koşturdu, Hakk’a bakmadan;
Gece gündüz gamsız yürüdüm, yaşım akmadan;
Hevesleri, benlik dâvasını ateşe yakmadan;
Gamla dolup yer altına girdim işte.

Bir kul görsem, hizmet kılıp kulu oldum;
Toprak gibi yol üstünde yolu oldum;
Âşıkların yanıp sönen külü oldum;
Hemdem olup yer altına girdim işte.

Candan geçip mihnet çektim, kulum dedi;
Kanlar yutup “Allah!” dedim, rahm eyledi;
Cehennemde olmasın diyip tasalandı;
Mutlu olup yer altına girdim işte.

Bir gün değil, yirmi üçe erdi yaşım;
Yazık Hakk’ı bulmamaktan kırık gönlüm;
Yer üstünde sultanım diyip kibirlendim;
Şâkir olup yer altına girdim işte.

Şeyhim diye dâva kılıp yolda kaldım;
Fes, sarığı değersiz bir pula satıp geldim;
Boş istekler coşup taştı, yorulup kaldım;
Huzursuz olup yer altına girdim işte.

Başım toprak, kendim toprak, cismim toprak;
“Hakk’a kavuşur muyum?” diye, ruhum müştak;
Kavrulup yandım, olamadım aslâ ap-ak;
Şebnem olup yer altına girdim işte.

Pîr-i muğan nazar kıldı, şarap içtim;
Şiblî gibi semâ ılıp candan geçtim;
Sermest olup insanlardan uzaklaştım;
Zemzem olup yer altına girdim işte.

Kul Hâce Ahmed, nâsih olsan, kendine ol;
Âşık olsan, candan geçip bir defa öl;
Cahillere desen, sözünü kılmaz kabul;
Muhkem olup yer altına girdim işte.

 

GÜNCEL MAKALELER

Önceki Sonraki

Kaliteli uykunun sırları

Yeme içme kadar gerekli olan uyku, ortamınsıcaklığından, odanın karanlık olmasına kadar pek çok faktörden etkileniyor. İşte işin uzmanından kaliteli uykunun sırları...

Administrator - avatar Administrator 15 Ağu 2011 Tıklama:192 Şifalı Bitkiler

Devamını Oku

Her virüse deva ilaç

Soğuk algınlığından AIDS’e hemen her tür virüsü yok edebilecek bir ilaç geliştirildi.

Administrator - avatar Administrator 12 Ağu 2011 Tıklama:244 Şifalı Bitkiler

Devamını Oku

Gıdalardaki gizli tehlike: Aflatoksin

Gözle görülmiyor, karaciğer, böbrek, beyin, sinir sistemi, kan dolaşımı, akciğer ve sindirim sisteminde tahribata yol açıyor!

Administrator - avatar Administrator 12 Ağu 2011 Tıklama:118 Şifalı Bitkiler

Devamını Oku