|
2.Hikmet
Bir yaşında ruhlar bana nasip verdi; İki yaşta peygamberler gelip gördü; Üç yaşımda Kırklar gelip halimi sordu; O sebepten altmış üçte girdim yere.
Dört yaşımda hak Mustafa hurma verdi; Yol gösterdim,nice şaşkın yola girdi; Nere varsam Hızır Baba�m yoldaş oldu; O sebepten altmış üçte girdim yere.
Beş yaşımda tâbi olup tâat kıldım; Baş eğerek oruç tutmayı âdet kıldım Gece gündüz zikrederek rahat kıldım; O sebepten altmış üçte girdim yere.
Altı yaşta durmadan kaçtım insanlardan; Göğe çıkıp ders öğrendim meleklerden; İlgiyi kesip hep tanıdık ve bağlardan; O sebepten altmış üçte girdim yere.
Yedi yaşta Arslan Baba�m arayıp buldu; Gördüğü her sırrı perde ile sarıp örttü; �Allah�a hamd olsun,gördüm.�dedi,izim öptü; O sebepten altmış üçte girdim yere.
Azrâil gelip Arslan Baba�mın canını aldı; Hûrîler gelip ipek kumaştan kefen biçti; Yetmiş bin kadar melek toplanıp geldi; O sebepten altmış üçte girdim yere.
Namazını kılıp yerden kaldırdılar; Bir anda cennet içine ulaştırdılar; Ruhunu alıp İlliyyîn�e girdirdiler; O sebepten altmış üçte girdim yere.
Allah Allah, yer altında vatan kıldı; Münker,Nekîr �Men Rabbük?� diye sual sordu; Arslan Baba�m islâmından haber verdi; O sebepten altmış üçte girdim yere.
Akıllı isen,erenlere hizmet kıl sen; Emr-i mâruf kılanlara izzet kıl sen; Nehy-i münker kılanlara hürmet kıl sen; O sebepten altmış üçte girdim yere.
Sekizimde sekiz yandan yol açıldı; �Hikmet söyle!� dendi, başıma nur saçıldı; Allah�a hamd olsun, pîr-i muğân mey içirdi; O sebepten altmış üçte girdim yere.
Pîr-i muğân hak Mustafa,şüphesiz bilin; Nereye varsanız,vasfını deyip ululayın; Selâm verip Mustafa�ya ümmet olun; O sebepten altmış üçte girdim yere.
Dokuzumda dolanmadım doğru yola; Tebbürk deyip alıp yürüdü elden ele; İnanmadım bu sözlere kaçtım çöle; O sebepten altmış üçte girdim yere.
On yaşında oğul oldun Kul Hâce Ahmet; Hâceliğe bina koydun,kılmadan tâat; Hâceyim,deyip yolda kalsan,vay ne hasret; O sebepten altmış üçte girdim yere.
3. H İ K M E T
Sabahları kulağıma nida geldi; �Zikr et!�dedi,zikrini deyip yürüdüm işte. Aşksızları gördüm ise,yolda kaldı; O sebepten aşk dükkânını kurdum işte.
On birimde rahmet denizi dolup taştı; �Allah!� dedim ,şeytan benden uzaklaştı; Geçici heves,ben-sen fikri durmayıp göçtü; On ikide bu sırları gördüm işte.
On üçümde nefs arzusuna kapılıverdim; Nefs başına yüzbin belâ tutup saldım; Kibirlenmeyi yere vurup yenebildim; On dördümde toprak gibi oldum işte.
On beşimde hûri ,gılman karşı geldi; Baş eğerek,el bağlayıp tâzim kıldı; Firdevs adlı cennetinden habersi geldi; Didar için hepsini terk ettim işte.
On altımda bütün ruhlar nasip verdi; �Size mübârek olsun !� diyerek Âdem geldi; �Evladım!� deyip,boynuma sarılıp gönlümü aldı; On yedimde Türkistan�da bulundum işte.
On sekizde kırklar ile şarap içtim; Zikrini deyip,hazır durup göğsümü deştim; Nasip kıldı,cennet gezip hûriler kucakladım; Hak Mustafa cemalini gördüm işte.
On dokuzda yetmiş makam gösteriverdi; Zikrini dedim,içim dışım temizlendi; Nereye varsam,Hızır Baba�m hazır oldu; Gavsu�l-gıyâs mey içirdi,duydum işte.
Yaşım yirmiye ulaştı,makamlar aştım; Allah�a hamd olsun,pîr hizmetini tamamladım; Dünyadaki kurt ve kuşlarla selâmlaştım; O sebepten Hakk�a yakın oldum işte.
Mü�min değil, hikmet işitip ağlamıyor; Erenlerin dediği sözü dinlemiyor; Âyet,hadis mânasını anlamıyor; Bu rivayeti Arş üstünde gördüm işte.
Rivayeti görüp Hak�la söyleştim ben; Yüz bin türlü meleklerle yüzleştim ben; O sebepten Hakk�ı anıp izleştim ben; Can ve gönlümü O�na feda kıldım işte.
Kul Hâce Ahmed, oldu yaşın yirmi bir; Ne yapacaksın,günahların dağdan ağır; Kıyamet günü azap kılsa,Rabb�im kadir; Eya dostlar,nasıl cevap vereceğim işte.
4. HİKMET
Hoş gâipten kulağıma ilham geldi; O sebepten Hakk�a sığınıp geldim işte. Hep ulular yığılıp bana nimet verdi; O sebepten Hakk�a sığınıp geldim işte.
Ben yirmi iki yaşta fâni oldum; Merhem olup gerçek dertliye deva oldum; Sahte âşıka, gerçek âşıka tanık. O sebepten Hakk�a sığınıp geldim işte.
Eyâ dostlar, erdi yirmi üçe yaşım; Dâvam yalan, tamamı boş tâatlarım; Kıyamet günü ben çıplak, şaşı ne yapayım? O sebepten Hakk�a sığınıp geldim işte.
Ben yirmi dört yaşa girdim, Hak�tan uzak; Ahirete varır olsam, hani hazırlık? Öldüğümde toplanıp vurun yüz bin dayak; O sebepten Hakk�a sığınıp geldim işte.
Cenazemin arkasından taşlar atın; Ayağımdan sürüyerek mezara iletin; �Hakk�a kulluk kılmadın.� deyip döğüp tepin; O sebepten Hakk�a sığınıp geldim işte.
Günah ile yaşım oldu yirmi beş; Sübhan Rabb�im, zikr öğretip göğsümü deş; Göğsümdeki düğümleri sen kendin çöz; O sebepten Hakk�a sığınıp geldim işte.
Ben yirmi altı yaşta sevda kıldım; Mansur gibi didar için kavga kıldım; Pîrsiz dolaşıp dert ve hâlet peyda kıldım; O sebepten Hakk�a sığınıp geldim işte.
Ben yirmi yedi yaşta piri buldum; Gördüğüm her sırrı perde ile sarıp örttüm, Eşiğine yaslanarak izini öptüm; O sebepten Hakk�a sığınıp geldim işte.
Ben yirmi sekiz yaşta âşık oldum; Gece yatmayıp, mihnet çekip sâdık oldum; Ondan sonra dergahına lâyık oldum; O sebepten Hakk�a sığınıp geldim işte.
Yirmi dokuz yaşa girdim,harap halim; Aşk yolunda toprak gibi olamadım; Halim harap, bağrım kebap,yaş dolu gözüm; O sebepten Hakk�a sığınıp geldim işte.
Otuz yaşta odun kılıp yandırdılar; Hep ulular yığılıp dünya koydurdular; Vurup,söğüp, yalnız Hakk�ı sevdirdiler; O sebepten Hakk�a sığınıp geldim işte.
Kul Hâce Ahmet,dünya koysan,işin biter; Göğsünden çıkan âhın Arş�a yeter; Cen verende hak Mustafa elinden tutar; O sebepten Hakk�a sığınıp geldim işte.
5. HİKMET
Birdenbire durduğumda hep ulular; Hak aşkını gönlüm içine saldı dostlar. Hızır Baba�m hazır durup lutf ederek Yardım edip, elimden tutup aldı dostlar.
Otuz birde Hızır Baba�m mey içirdi, Vücudumdan Azâzil�i tamamen kaçırdı; Tutkun oldum, günahlarımı Hak geçirdi; Ondan sonra Hak yoluna saldı dostlar.
Otuz iki yaşta geldi Hak�tan ferman: Kulluğuma kabul kıldım, kılma arman; Can verdiğinde sana vereyim nur-ı iman; Garip canını mutlu olup güldü dostlar.
Hâlık�ımdan haber erişti, şâkir oldum; Her kim söğse, belki tepse, sâbir oldum; Bu âlemde uyumayıp hazır oldum; Geçici heves, ben-sen fikri gitti dostlar.
Otuz üçte sâki olup mey dağıttım; Şarap kadehi ele alıp doyasıya içtim; Asker yığıp şeytan ile çok vuruştum; Allah�a hamd olsun, iki nefsim öldü dostlar.
Otuz dörtte âlim olup bilen oldum; �Hikmet söyle!� dedi rabb�im, diyen oldum; Kırklar ile şarap içtim,yoldaş oldum; İçim dışım Hak nuruyla doldu dostlar.
Otuz beşte mecside girip gün geçirdim; Tâliplere aşk dükkânını çokça kurdum; Eğri yola kim girdiyse, söğdüm, vurdum; Âşıklara Hak�tan müjde erdi dostlar.
Otuz altı yaşta oldum sahip-kemal; Hak Mustafa gösterdiler bana cemal; O sebepten gözüm yaşlı, boyum bir dâl; Aşk hançeri yürek, bağrımı deldi dostlar.
Otuz yedi yaşa girdim, uyanmadım; İnsaf kılıp Hakk�a doğru yönelmedim; Seher vakti ağlayarak inlemedim; Tevbe kıldım, hâcem kabul kıldı dostlar.
Otuz sekiz yaşa girdim, ömrüm geçti; Ağlamayım mı, ölüm vaktim yakınlaştı; Ecel gelip kadehini bana tuttu; Bilmeden kaldım, ömrüm sona erdi dostlar.
Otuz dokuz yaşa girdim, kıldım hasret; Vah ne yazık ömrüm geçti, hani tâat? Tâat kılanlar Hak önünde hoş saadet; Kızıl yüzüm tâat kılmadan soldu dostlar.
Saç ve sakal iyice ağardı, kara gönlüm; Mahşer günü rahm etmesem, harap halim;; Sana mâlum, amelsizim, çoktur günahım; Hep melekler günahımı bildi dostlar.
Pîr-i muğân cür�asından katre tattım; Yol bulayım diye gece uykuya attım; Allah�a hamd olsun, lutf eyledi, nura battım; Gönül kuşu lâ-mekâna ulaştı dostlar.
Kıyametin şiddetinden aklım hayran; Gönlüm korkar, canım erir, evim viran; Sırat adlı köprüsünden gönlüm lerzan; Aklım gidip, şaşkın olup kaldım dostlar.
Kul Hâce Ahmed, kırka girdin kır nefsini; Burada ağlayıp âhirette temizle kendini; İman postu şeriattir,tarikat bil esasını; Tarikata giren Hak�tan nasip aldı dostlar.
6. HİKMET
Yâ ilâhim, hamdın ile hikmet dedim; Zâtı ulu hâcem, sığınıp geldim sana. Tevbe kılıp günahımdan korkup döndüm; Zâtı ulu hâcem, sığınıp geldim sana.
Kırk birimde ihlas kıldım, yol bulayım diye; Erenlerden gördüğüm her sırrı örteyim diye; Pîr-i muğân izini alıp öpeyim diye; Zâtı ulu hâcem, sığınıp geldim sana.
Kırk ikide tâlip olup yola girdim, İhlas ile yalnız Hakk�a gönül verdim; Arş, Kürsü, Levh�ten geçip Kalem�i gezdim; Zâtı ulu hâcem, sığınıp geldim sana .
Kırk üçünde Hakk�ı izleyip nâle kıldım; Göz yaşımı akıtarak jâle kıldım; Çöller gezip ben kendimi vâle kıldım; Zâtı ulu hâcem, sığınıp geldim sana.
Kırk dördümde muhabbetin pazarında, Yakamı yırtıp, ağlayıp yürüdüm gülzarında; Mansur gibi başımı verip aşk dârında; Zâtı ulu hâcem, sığınıp geldim sana.
Kırk beşinde senden hâcet dileyip geldim; Yaptığım hatalı işler için tevbe kıldım; Yâ ilâhım, rahmetini sonsuz bildim; Zâtı ulu hâcem, sığınıp geldim sana.
Kırk altımda zevkım, şevkım dolup taştı; Rahmetinden katre damladı, şeytan kaçtı; Hak�tan ilham refik olup, kapısını açtı; Zâtı ulu hâcem, sığınıp geldim sana.
Kırk yedimde yedi yandan haber yetti, Sâki olup şarap kadehini hâcem tuttu; Şeytan gelip, nefs hevayı kendisi yuttu; Zâtı ulu hâcem, sığınıp geldim sana.
Kırk sekizde aziz candan bizar oldum; Günah derdi uyuşturdu,hastalandım; O sebepten Hak�tan korkup uyanık durdum; Zâtı ulu hâcem, sığınıp geldim sana.
Kırk dokuzda aşkın düştü,kavrulup yandım; Mansur gibi hısımlardan uzaklaştım; Türlü türlü cefa değdi,kabullendim; Zâtı ulu hâcem, sığınıp geldim sana.
Elli yaşta �Er benim� dedim,fi�lim zayıf; Gözlerimden kan dökmedim,bağrımı ezip; Nefsim için yürür idim,it gibi gezip; Zâtı ulu hâcem, sığınıp geldim sana.
7. HİKMET
Kul huva�llâh sübhâna�llâh�ı vird eylesem, Bir ve Var�ım didarını görür müyüm? Baştan ayağa hasretinde dert eylesem, Bir ve Var�ım, didarını görür müyüm?
Elli birde çöller gezip otlar yedim; Dağlara çıkıp, tâat kılıp gözümü oydum; Didarını göremedim, candan doydum; Bir ve Var�ım, didarını görür müyüm?
Elli iki yaşta geçtim evden barktan; Evim barkım ne ola ki belki candan; Baştan geçtim, candan geçtim,hem imandan; Bir ve Var�ım, didarını görür müyüm?
Elli üçte vahdet şarabı nasip kıldı; Yoldan azan şaşkın idim,yola saldı; �Allah!� dedim,�Lebbeyk!� deyip elimden tuttu; Bir ve Var�ım, didarını görür müyüm?
Elli dörtte vücudumu nalân kıldım; Marifetin meydanında cevlan kıldım; İsmâil gibi aziz canımı kurban kıldım; Bir ve Var�ım, didarını görür müyüm?
Elli beşte didar için dilenci oldum; Kavruldum,yandım,kül gibi yokluğa erdim; Allah�a hamd olsun,didar izleyip tamamladım; Bir ve Var�ım, didarını görür müyüm?
Elli altı yaşa erdi dertli başım; Tevbe kıldım,akar mı ki gözde yaşım; Erenlerden pay almadan içim dışım; Bir ve Var�ım, didarını görür müyüm?
Elli yedi yaşta ömrüm yel gibi geçti; Eya dostlar, amelsizim, başım karıştı; Allah�a hamd olsun,pîr-i muğan elimden tuttu; Bir ve Var�ım, didarını görür müyüm?
Elli sekiz yaşa girdim,habersizim; Nefsimi alt-üst eyle, kahhar Rabb�im; Himmet versen,şom nefsime teber vurayım; Bir ve Var�ım, didarını görür müyüm?
Elli dokuz yaşa yettim,dâd u feryad; Can verende cananımı kılmadım yâd; Ne yüz ile sana diyem, kıl sen âzıd; Bir ve Var�ım, didarını görür müyüm?
Göz yumup tâ açınca erişti altmış; Bel bağlayıp kılmadım ben iyi bir iş; Gece gündüz gamsız gezdim, hem yaz hem kış; Bir ve Var�ım, didarını görür müyüm?
Altmış birde utanmışım ilâhımdan; Eya dostlar, çok korkarım günahımdan; Candan geçip penah dileyim Allah�ımdan; Bir ve Var�ım, didarını görür müyüm?
Altmış iki yaşta Allah ışık saldı; Baştan ayağı gafletlerden kurtarıverdi; Can ve gönlüm, akıl ve idrâkim �Allah!� dedi; Bir ve Var�ım, didarını görür müyüm?
Altmış üçte nida geldi:Kul yere gir; Hem canınım, cananınım,canını ver; Hû kılıcını ele alıp nefsini kır! Bir ve Var�ım, didarını görür müyüm?
Kul Hâce Ahmed, nefsi teptim,nefsi teptim; Ondan sonra cananımı arayıp buldum; Ölmeden önce can vermenin derdini çektim; Bir ve Var�ım, didarını görür müyüm?
|